TEREKEME KİMDİR ?

    "-aya harya gidersen" diyen birine
"-bıy senene harya istersem oraya giderem" diye cevap veren bir garip millet. genelde kars civarında yaşar. sayıları azdır bir yerde en fazla bir kuşak kalabilirler. çok aşık vermişlerdir... hep aşık olurlar:)

benim tanıyabildiğim kadarıyla dost canlısı muhabbetin kıymetini bilen, misafirperver insanlardır. hanımları pek marifetlidir, pişirdikleri yenir, hem de iştahla. kendilerine has, ilk duyuşta insanı güldüren deyişleri, atasözleri
vardır. bazı sözcükleri de değişik telaffuz ederler ki bu da bazen güldürür insanı

ay balam diye bir cümleye başlayan bir insan görürsen bilki terekmedi.ama kardeşim ben bu millet kadar asabi ve çaya düşkün bi millet görmemişem.

kafkas türklerinin bir boyudur.cumhuriyet öncesi ve sonrasında başta sınır şehirleri olmak üzere ülkenin muhtelif yerlerine yerleştirilmişlerdir. çeşitli araştırmalar bu kolun türkmenler ile kıpçak türklerinin karışması sonucu oluştuklarını söylemektedir. ttk'nın diğer bir tezine görede islamiyeti en son kabul eden türk boyu olarak geçerler.
terekemeler arasında bu kelimenin terk-i mekke'den türevlendiğine dair söylenceler bu durumu desteklemektedir. tabi terekemelerin hoşgörülü mizah anlayışı gözardı edilmemelidir.

terekeme'ler genelde türkiyede bilinmekle beraber asıl kökenleri yine bir türk boyu olan karapapaklardır.genellikle azerbaycan, gürcistan ve büyük oranda türkiyede yerleşmişlerdir.özellikle kars civarında tutunmuşlar ve bağlarını sağlamlaştırmışlardır.
müzikleri, yemekleri, dansları ve kültürleriyle incelenesi bir türk topluluğudur.


Terekeme terimi; Türkmen kökenli oluşun onanması gibi bir durum halidir. Karapapak terimi ise, şimdi Amu Derya’da yaşayan ve bir Kıpçak halkı olan Karapaklar’la bir kurumsal özdeşlik kurulmasına yol açmıştır.
 
Etik olarak, Terekemeler, komşularınca, gürüz görünüşleri ve özel psikolojik yapılarıyla neredeyse klişeleştirilmişlerdir. Kaba, saba, son derece saf, sağı solu belli olmayan ve çok alıngan oldukları söylenir. Öyle ki, yörede Terekemeler’le ilgili fıkralar almış yürümüştür. Dinin alışılmış biçimlerine karşı saygı göstermeleri de onları ayrı kılan özelliklerinden biridir. Ne var ki, bu klişeler, onların çevre nüfusuyla günlük ilişkileri dolayısıyla ortaya çıkmıştır ve ayrıca Terekemelerin kendileri de bunlara renk katacak şekilde abartmaya yatkındırlar. Her iki grupta yeterince araştırılmış değildir.
 
Tarihsel Bilgi : Çıldır ve Ardahan’daki Karapapaklar ya da (Terekemeler) önceden Kuzey Azerbaycan’da, Kazah Şemsettin Khanate’nin Kazah ve Borçalı bölgelerindeki Debed ve Borçalı nehirleri boyunca yaşarlardı. 1828 yılında imzalanan Türkmençay Anlaşması’ndan sonra bir bölümü Kars’a ve bir bölümü de İran Azerbayca’ının Sulduz bölgesine, Ushnu’nun doğusuna göç etti. Bir başka kayda göre, Terekemeler Hazar denizi kıyısında, Gamri Uzun’dan Derbent’e uzanan ovada yaşarlardı.
 
90-100 hanelik bir Terekeme grubu, 1904 yılında Türkiye’ye yerleşmek için başvuruda bulundu. Bir kısmı o zaman Rusların elinde bulundurduğu Kars’a, bir kısmı Ağrı, Tutak ve Eleşkirt’e geldi; diğerleri Adana’ya (orada halen bir Terekeme köyü vardır), geri kalanlar ise 1914 yılında Malazgirt’ten Sivas’ın Tutmaç, Büyükköy ve Kurdoğlu köylerine göç ettiler. Fakat, daha önce, 1877’de, Sivas’ta en az bir Terekeme köyü bulunmaktaydı.
 
Diğerleri ise 1921’de Rusların çekilmesiyle Kars’a geldiler; bunlar Gümrü Antlaşmasıyla gerçekleşen nüfus mübadelesiyle Akbaba, Tiflis, Borça ve Kazah bölgelerinden göç ettiler.
 
Sözkonusu isimsel farklılığın nedeni, Rusların, kısmen Kafkasya ve kısımen de İran’dan gelip eski Aleksandropol bölgesine, Akhaltsike’ye ve şimdiki Gürcistan’daki Akhalkalaki’ye yerleşenleri tanımlamak için “Karapapaklar” terimini kullanmış olmalarına dayanabilir, oysa Akbaba Terekeme’lerinden ayırt edilmeleri için bunlar genel olarak Gürcistan Terekemleri olarak adlandırlmaktadırlar.


Azerbaycan, Gürcistan ve Rusya/Dağıstan�da yaşayan ve Borçalı-Kazak boyundan gelen Karapapak Türkleri, Kıpçak, Kuman, Bulgar ve Hazar Türklerinin Ön-Asya�daki koludur. Borçalı ve Kazak olarak iki kola ayrılan Karapapaklar, Türkiye�nin dışında Azerbaycan�ın Sulduz bölgesi, Ermenistan�ın Ağbaba bölgesi, İran Devleti kuzey bölgesi, Türk Cumhuriyetlerinde ve Avrupa�da dağınık şekilde yaşıyorlar.

Kendilerini Karapapah, Terekeme ve Karapapak olarak da adlandırıyorlar. Bu sözcüğün kaynağına yönelik iki rivayet vardır: Birincisi "Terekeme", "Türkmen" sözcüğünden türediği yönünde. İkincisi ise: İslamiyet�in Anadolu da ilk yayıldığı yıllarda Mekke den getirilen muhacir Araplara "terk-i Mekke" denilmekteydi. Terekeme sözcüğünün bu sözcükten geldiği düşünülüyor. Terekemeler ayrıca "Karapapak" olarak da adlandırılıyor. Bu da büyük ihtimalle o dönemde kalpak giyen Kafkas Türklerine verilen addır.

Karapapakça Azeri diline yakın Batı (Oğuz) dillerinden biridir. Karapapak Türklerinin, konusunu Ruslara karşı verilen bağımsızlık mücadelesinden alan Şeyh Şamil ve başta Dede Korkut, Köroğlu, Şah İsmail ve Kirmanşah hikâyeleri ile benzer özellikler taşıyan Kaçak Nebi, Mihrali Bey, Terekeme Hacı (Sarıkızoğlu), Hasan ve Hüseyin kardeşler, Zakir, Kaçak Mehmet ve Deli Ali gibi mahalli kahramanlarla ilgili halk hikâyeleri bulunuyor.

Karapapaklar bugün % 98 oranla eğitime önem veriyorlar.

İslam, Sünni, Hanefi inancına mensupturlar.

Bugün Gürcistan�ın Cavaheti ve Ahılkelek ilçelerinde yaşıyorlar. Ancak, büyük kısmının 1944 Ahıska sürgününde Rusya nın muhtelif yerlerine sürgün edildikleri, başka bir Terekeme topluluğunun da Borçalı�da yerleştiği biliniyor. Ayrıca, Azerbaycan�ın Sulduz bölgesi ve Rusya Federasyonu/ Stavropol ve Dağıstan�da da Terekeme Köyü bulunuyor. Ukrayna�daki Türk Terekeme Topluluğu 1944 Ahıska (Gürcistan) sürgünü sonucunda bölgeye yerleşti ancak, bu topluluk vatandaşlık hakkını henüz elde edemedi.

Terekemenin Farsça sözlük karşılığı Terakime olup, �Türk e benzeyen� anlamına geliyor. İddiaya göre Karapapaklar, IV. yy. da Kazakistan dan Arap Yarımadası na ve VI. yy. da Arap larla yaşadıkları sorunlar yüzünden Kafkasya ya göç ettiler. Terekemeler de köklerinin Kafkasya�da olduğunu ileri sürüyor.

Terekemeler din ve konuşma dili bakımından farklı özelliğe sahip olmalarında karşın, Karapapaklar adlarının geniş anlamda her iki grubu da içeren kapsayıcı bir ad olduğuna inanıyor. Her iki grup da, endogami geleneğini büyük ölçüde sürdürüyor. Türkmen kökenli aşiretler başlangıçta Mekke ve Medine yakınlarında yaşarken, oradan göç edip Türkiye�ye geldiler. Karapapak terimi ise, şimdi Amu Derya�da yaşayan ve bir Kıpçak halkı olan Karapaklar�la bir kurumsal özdeşlik kurulmasına yol açtı.

M.S. II. yy�da Cebelitarık�tan Fırat�a kadar geniş bir alana Roma İmparatorluğu hükmetmekteydi. Doğuda Kür ve Aras boylarından batıda Fırat�a kadar olan bölgeye ise Arsaklılar hakimdi. Roma ve İran ile siyasal ilişkileri olan Arsaklılar devletini İskitler in Horasan kolundan gelen Arsak isimli bir başbuğun yönetimindeki boy ve oymaklar kurdu. Bodun bazında teşkilatlanan Arsaklılar eski Gök Tanrı ve Şaman geleneklerini korumakla beraber bu yeni yurtlarında Hıristiyanlıkla tanıştılar. İç Asya da ise Mete nin (Mo-Tun) kurduğu Asya Hun siyasal birliği parçalanmış, Hunların doğu kanadı Çin egemenliğine girmişti. Çiçi batıda Talas boylarında yerleşik düzene geçmeye çalışıyordu. Gerek yerleşikliği gerekse Çin egemenliğini kabul etmeyen özgürlük ve bağımsızlıklarına düşkün kimi Hun boy ve Uruğları ise batıya doğru hareket etmeye başladılar. Asya Hunları�nın sahneden çekilmesi ile Çin Denizi nden Kafkaslar a kadar geniş alanda büyük bir otorite boşluğu belirdi.
Bir taraftan göç hareketlerinin yerleşikler üzerinde yapmış oldukları tahribat diğer taraftan ise kendilerine yeni yurt bulmak isteyenlerle, yurtlarını korumak isteyenler arasındaki kanlı mücadeleler bozkırda yaşamı güçleştirdi. Bu bunalımlı yıllarda kuzeyden Kafkaslar ı aşarak Kür Irmağı boylarına iki yeni Türk boyu geldi. "Borçalı" ve "Kazaklı" olarak anılan bu boylar, bugün Terekeme olarak bilinen Türklerin atalarıdır. At sürüleri (Yılkı) ve koyun besiciliği yapan bu boylar siyah astragan kalpak giydiklerinden komşuları tarafından "Karapapaklar" diye anılmaya başlandılar. Kür boylarındaki egemenliklerini pekiştirmek isteyen Karapapaklar, Tiflis, Nahçıvan, Karabağ, Loru, Ahılkelek, Gence ve Şirvan dolaylarını yurt edindiler. Bulundukları bölgede bir çok yer ve akarsu, dağ ve ovalara kendi adlarını verdiler. Bugün Gümrü nün kuzeydoğusundan çıkarak Kür e karışan Borçalı Çayı ile Pembek dağından çıkarak Aras�a karışan Kazak Çayı isimleri ile bu yılların hatırasını taşıyor.

Karapapaklar zaman zaman sınırı geçerek komşu Arsaklılara yağma akınları düzenlerlerdi. Dede Korkut hikâyelerinden bazıları konularını bu iki Türk toplumu arasındaki savaşlardan almıştır. Arsaklılarla Karapapaklar arasında izleyebildiğimiz ilk savaş M.S. 200 yılında meydana gelmiştir. Karapapaklar Surhan isimli bir başbuğun idaresinde Kür Irmağını geçerek Arsaklı ülkesini yağmaladılar.

Durumu öğrenen Arsak hükümdarı Ulaş onları takip ederek Derbent Geçidi nde (Demirkapı) yakaladı. Bu iki Türk toplumu arasında yapılan çetin ve kanlı savaşta Karapapaklar, büyük kayıplar vermelerine karşın Arsak hükümdarı, Ulaş�ı da okla vurarak öldürdüler. Karapapaklar üslerine dönerken hükümdarları ölen Arsaklılar da onları takip edemediler.

Tarihin akışı içerisinde Karapapaklarla Arsaklılar arasındaki ikinci büyük savaş M.S. 300 yılında gerçekleşti. Karapapak birlikleri Aras ı geçerek, Karabağ, Muş, Erzurum ve Ahlat a kadar Arsaklı topraklarını istila etmişlerdi. Bunun üzerine Arsaklı hükümdarı Tridat ın yönettiği ordularla Karapapaklar, Karkarlı (Gogarlı) ovasında karşılaştılar. Her iki tarafın da çok kayıplar verdiği bu savaşta Arsaklı komutanlarından "Ardovazd" ile Karapapak başbuğu savaş alanında öldüler. Bundan sonra Karapapaklar işgal ettikleri Arsaklı topraklarını terk ederek, Erzurum a (Garin) kadar çekilmek zorunda kaldılar. Karkarlı savaşından sonra da Arsaklı ve Karapapak ilişkilerinde kalıcı bir dostluk gelişmedi. Zaman zaman taraflar birbirlerine çok pahalıya mal olan yağma akınları düzenlediler. Her iki taraf içinde son derece yıpratıcı olan bu akınların hızı, bölgede Hıristiyanlığın yayılmaya başlaması üzerine azalmaya başladı.

Karapapaklar geçmişte Kuzey Azerbaycan�da, Kazah Şemsettin Khanate�nin Kazah ve Borçalı bölgelerindeki Derbend ve Borçalı nehirleri boyunca yaşamıştır. 1828 yılında imzalanan Türkmençay Anlaşması�ndan sonra bir bölümü Kars�a ve bir bölümü de İran Azerbaycan�ın Sulduz bölgesine, Ushnu�nun doğusuna göç etmiştir. Bir başka kayda göre, Terekemeler, Hazar denizi kıyısında, Gamri Uzun�dan Derbent�e uzanan ovada yaşamıştır. Sözkonusu isimsel farklılığın nedeni, Rusların, kısmen Kafkasya ve kısmen de İran�dan gelip eski Aleksandropol bölgesine, Akhaltsike�ye ve şimdiki Gürcistan�daki Ahılkelek�e yerleşenleri tanımlamak için �Karapapaklar� terimini kullanmış olmalarına dayanabilir. Oysa Akbaba Terekemelerinden ayırt edilmeleri için bunlar genel olarak Gürcistan Terekemeleri olarak adlandırılmaktadır.

Von Hellwald�ın (1878-1899) kaydettiğine göre, Rus işgalinden önce Osmanlı topraklarında 105 köyde 29.000 Terekeme ve Karapapak yaşıyordu.

Terekemeler veya Karapapaklar denilen bu Müslüman Türk boyunun kökeni tam olarak kesinlik kazanmamasına rağmen, tarihçi Z.V.Togan ve A.Caferoğlu bunların tarihi yerleşim bölgelerini dikkate alarak Kıpçak veya Türkmen boyuna mensup olabileceklerini kaydediyor.

90-100 hanelik bir Terekeme grubu, 1904 yılında Türkiye�ye yerleşmek için başvuruda bulundu.

Bir kısmı o zaman Rusların elinde bulundurduğu Kars�a, bir kısmı Ağrı, Tutak ve Eleşkirt�e geldi, diğerleri Adana�ya, geri kalanlar ise 1914 yılında Malazgirt�ten Sivas�ın Tutmaç, Büyükköy ve Kurdoğlu köylerine göç etti. Diğerleri ise 1921�de Rusların çekilmesiyle Kars�a yerleşti. Ancak, Gümrü Antlaşması yla gerçekleşen nüfus mübadelesiyle Akbaba, Tiflis, Borçalı ve Kazah bölgelerine göç ettiler.

Karapapaklar ya da Terekemeler özellikle Kuzeydoğu Kafkasya da yaşıyor ve bugün birçokları şehir yaşamı sürdürüyor.

 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol